Bükreş’te Ailenizle Keyifli Bir Hafta Sonu

Bükreş

Ailenizle keyifli, hesaplı ve farklı bir hafta sonu mu geçirmek istiyor musunuz? Bükreş’i deneyin. Küçük Paris derlermiş eskiden. Bursa büyüklüğünde ama nüfusu yarısı kadar. Krallık dönemi mimarisi, komünizmin kaba hatlarıyla kucaklaşmış, ortaya saklı güzellikleri olan, estetik bir şehir çıkmış. Güzel parklar, müzeler, festivaller de eklenince, şehire  keyif, eğlence ve turıst de gelmiş.

Gelin hemen yolculuğunuzu planlayalım. 

İster cumadan gidin, ister cumartesiyi seçin. Çocuğunuzun okulunu ve izninizi ayarlayabiliyorsanız cuma sabahı uçup pazar akşamı dönmenizi öneririm.  Ayarlayamam diyorsanız, cuma akşam uçuşları da var. Eğer bir gece kalmak bana yeter diyorsanız, sadece eşiniz ve arkadaşlarınızla program yapın ve cumartesi gecesi Reina kalitesinde bir kulüpte yarı fiyatına bol bol eğlenin.

Bükreş’e hem Avrupa yakasından, hem Asya yakasından üç havayolu şirketinin uçakları gidip geliyor. Biletlerinizi birkaç ay öncesinden alırsanız, çok uygun fiyatlara temin edebilirsiniz.

Sizi uğraştıracak tek konu vize olacak. Bu seyahatin belki de tek zorluğu, Schengen veya Romanya vizesine ihtiyacınız olması. Biraz uğraşarak, vizenizi, otel rezervasyonu, uçak ve seyahat sigortasıyla kendi kendinize alabilirsiniz. Romanya Büyükelçiliği’nin internet sitesine girip talimatları takip etmeniz yeterli.

Oteli seçerken referans alacağınız yer, “Piata Revolutiei”, türkçe çevirisyle “Devrim Meydanı”. Burası Romanya tarihinin kısa bir özeti: artık sanat müzesi olan Romanya’nın ilk kralı Carol’un sarayı, karşısında sarayını selamlayan Carol’un at üzerindeki heykeli, heykelin bir yanı 1980 devriminde halka son seslenişinden sonra Çavuşesku’nun helikoptere binip kaçtığı bakanlık binası, diğer yanı Romanya’nın en güzel mimari eserlerinden biri olduğu kabul edilen Ateneum Konser Salonu.

Havalanından otele giderken ne kadar para ödeyecğinizinden emin olacağınız üç seçeneğiniz var: otelin transfer imkanı, internetten bulacağınız bir transfer, veya “blackcab.ro”.

Nereleri gezeceğiz? Çocuğunuz için “Antipei Müzesi”ni ziyaretetmeniz şart. Sanatseverseniz Romen ve Avrupalı artistlerin eserlerini bulabileceğiniz “Ulusal Sanat Müzesi”nden çok keyif alacaksınız. Sıradışı bir yürüyüş turu isterseniz, internetten “Interestingtimes.ro” adresini bulup rehberinizi ayarlayın, kimi bakımsız kimi restore edilmiş eski tarihi binaları, güzel parkları, graffitilerle süslü garajları, gizli bahçeleri yürüyerek gezin. Bir ara da bisiklet kiralayıp, paten, kaykay ve biskletler için ayrılmış yollarda Bükreş’in keyfini çıkarın. Yolunuzun üzerinde sizi şaşırtacak bir sürprizle karşılaşacaksınız: “yurtta barış, dünyada barış” mesajıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büstü.

Ne yiyelim? Bükreş’te yerel mutfaktan çok biftek veya fransız ile italyan mutfağını denemekte fayda var. “Four square” sizi zaten yönlendirir, ama “old town”da üç yeri kolaçan edebilirsiniz: Biftek için “Mica Elvetie”, yerel mutfak için “Lacrimi şi sfinti”, fransız mutfağı için “La Bonne Bouche”. İki de kafe önerisi isterseniz, “Joben” ve “Van Gogh”. Osmanlı zamanında Bükreş Anlaşması’nın imzalandığı, o zamanlar han olan ve hala ilk mimari çizgilerini koruyan “Hanul Manuc”ta yemek yemek de hoş bir his bırakabilir.

Gece çıkıyor muyuz? Daha önce de söylediğim gibi, Reina’dan daha başarılı yarı fiyatına arkadaşlarınızla harika bir gece geçirmeniz mümkün, kışsa “Bamboo” veya “Boa”, yazsa “Biutiful by Lake” veya “Nuba”yı öneririm.

Ailenizle geçirdiğiniz bu keyifli hafta sonundan sonra, bir kere de arkadaşlarınızla gitmek isteyeceksiniz.